12 Aralık 2016 Pazartesi

mimarlıktaki o çocuk


Hatırladığım bir kaç anı var sadece sonrası biz...


Mesela ilk kez CL de gördüm CL bizim okulda  herkesle alınan ortak dersler Matematik Fizik vs.
Sime (öyle bir isim tabi ki yok çok fazla Memo olunca Mehmet Sime yerine Sime diyoruz):)
her ne kadar kabul etmese de tavlada onu yendiğim ilk ve son gündü son diyorum çünkü başka oynamadık yendim ya :P
Anahtar almaya geldi birisi Sime'nin oda arkadaşı sandım zaten aldı ve gitti.




Sonra İngilizce ödevimiz var biz 3 arkadaş toplandık bir Cumartesi günü hemde sabahın bir vaktinde ödev yapacağız diye 2 saat boyunca çalışma kitabını doldurmak için uğraştık olmadı e pazartesi teslim klasik öğrenci;)
Sime diyor ''benim arkadaşlarım var onların yanına gidelim'' Telefon görüşmesi ardından düşüyoruz yola. Kırtasiyeden tipik bir mimarlık öğrencisi çıkıyor.
O önde biz arkada Sime Kulağıma fısıldıyor ''Reyhanın yanına oturma sakın bak:)'' Biz gidiyoruz Sime Reyhan'ın yanına diğerleri derken ben de tipik mimarlık öğrencisinin yanına oturuyorum.
''aaa diyorum ben seni Sime'nin oda arkadaşı sanıyordum'' sonrasında aramızda geçen sadece çalışma kitabı ve ingilizce...  Gün bitiminde ki artık çok geç bir saat olmuştu öğreniyorum ki teslimi varmış bir vicdan yaptım. ''Ben sana yardım ederim'' dedim.
Aman Allah ne sıkıcı bir işmiş tamam 2-3 çizik attım zaten sadece ama şimdilerde mızmızlandığım inşaat için şükür demiştim :)
Sonra yemek yemek için mimarlık öğrencisi hariç hep birlikte dışarı çıktık çünkü ben beceremedim ya da çok açtım:)
Çıkarken bana hırkasını vermişti hava soğmuştu.
 Sonra yurda gittim ve uzunca bir süre görüşmedik. O hırkayı bi ben unuttum bi Sime unuttu derken veremedik uzun bir süre sonrasında verdim tabi.

Aradan çok uzun zaman geçiyor Sime 'dışarı çıkacağız akşam, gelir misin?' diye arıyor. Tamam diyorum. Tanıdığım tanımadığım bir toplulukla oturuyoruz sohbet eğlence derken kalkıyoruz.
Dolgu topuklu ayakkabıları çok sevmem ama bir tane vardı. Zaten neyime güvenip topuklu giyerim onu da bilmem ama giymişim işte. O ayakkabım da hiç yapmadığı bişi yaptı ve o gün ayağıma vurası tuttu.
Yürüyoruz hep birlikte yolda ama ayağımdan dolayı ben topluluktan geride kaldım. Yanıma mimarlıktaki o çocuk geldi. 'Geride kaldın' diye yürüyerek sohbet ederek Ankaralı olduğunu söyledi ben de vs. derken bitmeyen bir yol gibi gelen o yol bitti. Herkes evine ve yurduna dağıldı.

Sonra bir gün Tuğçe arıyor o zamanlar bölümdeki tek kız arkadaşım.
Canım sıkılıyor benim de derken biz yine Sime aracılığı ile kendimizi ödev yaptığımız evde buluyoruz. Zaten o ev bence herkesin eviydi :D yol geçen hanı diyebiliriz yani o derece.
Ben hiç sabahlamadım uykusuz kalmam nerede olursam olayım olduğum yere uyurum uykum gelsin yeter. O gün biz sanırım pis yedili oynamaya başladık. Kağıt oyunlarıyla aram pek yoktur kağıt isimlerini hiç aklımda tutamadım. 
Biz bir oyun oynamaya başladık ama oyun bitmiyor 2 takım kağıt mı varmış neymiş artık oyun bitmek bilmedi benim gözlerim  gidiyor oyun bitmiyor Tuğçe kalkmıyor derken 
hangi akıllıdan çıktı bu fikir hatırlamıyorum denize gidelim dedi.
Tuğçe ''olur ben şimdi size bi patatesli börek yaparım mis gibi yeriz''
Laaan kızım ne denizi ne böreği ben gelmem banane dedim saat sabahın 4:30'u olabilir:/
Sonra sabahın 5inde kendimi Tuğçe ile Magusa bakkallarında börek için yufka ararken buldum.
Neyse gittik biz bi güzel denize ohh mis börekleri de yedik. Ben bir yatmışım bir uyumuşum. Hayatımın en güzel uykusu desem tam yeridir. 
Sonra uyku arasında bir köpek sesi duydum bir baktım herkes denizde. Denizde olmayan sadece mimarlıktaki çocuk. 
Bu arada köpekten deli korkarım 452566 kez rezil olmuşluğum var bu yüzden.
''off bari şu çocuğun yanına gideyim köpek gelirse hiç değilse o bişi yapar''diyorum. Çok ısınamamıştım evet ödevimi yapmıştı ama yanına hiç gitmek istemiyordum. Yanına gittiğimde çok kısa bir sohbetimiz oluyor sonra hiç konuşmuyoruz.

Sonra aradan çoookk uzun zaman geçiyor evlere gidiliyor geliniyor...
Biz yine ara ara arkadaş gurubunda karşılaşıyoruz ya da kampüs içinde denk geliyoruz çünkü bölümlerimiz karşılıklıydı.
Sonra bayram yaklaşıyor ve uçak yerine gemi ile gitme fikri oluşuyor. Hepimiz bilet alıyoruz 10-15 kişi varız. 12 saat Mersine Mersin'den de Ankara'ya olacak iş mi?
Valla düşünmüşüm işte:)
Neyse o gün geliyor. Hepimiz limanda gümrükten geçmek için sıra bekliyoruz. Sıra bana geliyor bakıyorum ki kimliğim yok.
Sıradan çıkıp deli gibi kimlik arıyorum ama yok. Telefon görüşmesi vs derken acaba kimliğim odamda mı kaldı umuduyla yurda gidiyorum benimle mimarlıktaki çocukta geliyor. Çok ağlıyorum neden kendimi dünyanın sonu gelmiş gibi hissettim neden bu kadar savaştım eve gitmek için gerçekten bilmiyorum. Yurda gidiyorum kimlik yok.
Sonra karakola gidiyorum ''burnumu çeke çeke ben evime gidemiyorum kimliğim kayıp'' diye söyleniyorum. Bu sırada herkes mimarlıktaki çocuğu arıyor ''hadi gemi kalkıyor neredesin sen''
Karakoldan da çare bulamayınca tekrar limana gittik birlikte sonra o gitti ben koca limanda Ulaş ile kaldım. (Ulaş nasıl olsa bilet bulurum diye çantasını sırtına alıp gelen bir arkadaşım:))
Geri odama dönüyorum 2 gün sonra yeni bir kimlik, iğrenç geçen 13 saatlik bir gemi yolculuğu, gecikmeden dolayı kısa süren tatil ve tekrar dönüş.
O limanda kendimi hiç bilmediğim bir şehirde kalacakmışım ve bir daha gidemeyecekmişim gibi bir his kapladı içimi. Sonra o ısınamadığım mimarlıktaki çocuk o gün yanımda olduğun için sonsuz teşekkür ederim.
Kimliğimi nasıl kaybettim bilmem! ki kolay kolay kaybetmem eşyalarımı, ama iyi ki kaybolmuş. Geçen zamandan sonra...
Mimarlıktaki o çocuk şimdi benim hayatımın mimarı.
Canım sevgili.

Bu arada o hırka artık benim :)))

#birmimarbirmühendis
#birfarukbirgözde

12 yorum:

  1. o deniz fikri sanırım benden çıkmıştı :)) Ulaş da kimliğini unutmuştu onun kimliği için evine gizli saklı yollardan girme planları yapmıştık Sime'yle.. :))) çok şaapmamışsın yazmamışsın ama o limanda panpasın hariç biz de sana destek ekip gelmiştik, neyse aşık olmana vericem artık :)))) zaman nasıl da geçiyor, mutlu olun panpasılar.. ��������

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha çok şaaapıp uzun uzadıya olmasın dedim:) e bide aşk var neticede ortada;) evet desteğiniz ne güzeldi... ve zaman bazen sinir bozucu olabiliyor:/ neyse benim de meşalemi söndürüp adadan elenme zamanım geldi <3

      Sil
  2. Tadını çıkarın her anın..Her anının ve de çoook mutlu olun.Çünkü bu dünyadaki en büyük hazine o mutluluk anları ve paylaştığınız kişiler.:) Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel demişsiniz:) mutluluk her daim hak eden insanlarla olsun inşallah <3 sevgiler ve mutluluklar :)

      Sil
  3. Ay böyle aşk dolu hikayelere bayılırım. O kadar güzel bağlamışsın ki sonucu. Hep mutlu olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beğenmenize çok sevindim :) size de sevdiklerinizle sonsuz mutluluklar inşallah <3

      Sil
  4. Çok tatlı görünüyorsunuz mutluluklar :)

    YanıtlaSil
  5. http://iliskitavsiyesi.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  6. Yaa ne güzel bir hikayeniz var bir yandan güldüm bir yandan duygulandım :)
    Allah mutluluğunuzu daim etsin canım.

    YanıtlaSil

BLOGUM,DEGERLI YORUMLARINIZDA CAN BULMAKTADIR...